HOSGELDINIZ SARIKAYAFM66 SITEMIZE
  Viyana Hakkinda Bilgiler
 

Viyana hakkında bilgi

 

Viyana Avusturya'nın başkenti ve ülkeyi meydana getiren dokuz federal eyaletten biri. Avusturya’nın kuzeydoğusunda, Tuna Nehri kıyısında yer alır. Nüfûsu bir buçuk milyon (metropoliten alanınki ise iki milyon) civarındadır. Yüzölçümü 415 km2, metropoliten alanınki ise 3862 km2dir. Viyana’da tipik bir kara iklimi hüküm sürer. Ortalama sıcaklık ocakta 0°C, temmuzda ise 20°C’dir.

 

Viyana Avusturya'nın başkenti ve ülkeyi meydana getiren dokuz federal eyaletten biri. Avusturya’nın kuzeydoğusunda, Tuna Nehri kıyısında yer alır. Nüfusu 1.651.000 (metropoliten alanınki ise iki milyon) civarındadır. Yüzölçümü 415 km2, metropoliten alanınki ise 3862 km2dir. Viyana’da tipik bir kara iklimi hüküm sürer. Ortalama sıcaklık ocakta 0°C, temmuzda ise 20°C’dir.

Viyana idari bakımdan 23 ilçeye ayrılır. Şehir merkezini kısaca Ring olarak isimlendirilen Ring Caddesi çevreler. Ring Caddesindeki yapıların en meşhuru, değişik üsluplarda inşa edilmiş İmparatorluk Sarayıdır. Sarayda Avusturya Milli Kütüphanesi ile Albertina ve başka müzeler yer alır. Ring Caddesindeki diğer meşhur yapılar Adak Kilisesi ve Borsa Binasıdır. Viyana Üniversitesi Adak Kilisesinin yanında olup, Avrupa’daki en eski üniversitelerden biridir.

Viyana’nın ekonomisi sanayi, ticaret ve turizme dayanır. Avusturya ekonomisinin neredeyse yarısı Viyana’daki ekonomik faaliyetlere dayanır. Başlıca sanayi dalları makine, elektrikli alet, kimyasal madde ve metal üretimidir. Viyana’da her yıl iki defa (mart ve eylül aylarında) düzenlenen milletlerarası ticaret fuarı Avusturya ekonomisine önemli katkılar sağlar.

Viyana Avusturya’nın kültür merkezi olmasının yanısıra dünyanın başta gelen müzik merkezlerinden biridir. Haydn, Mozart, Beethoven, Schubert ve daha birçok meşhur müzisyen Viyana’da yaşamış ve çalışmalarını orada sürdürmüştür. Viyana’da 30’dan fazla müze vardır. Habsburglara, Kutsal Roma-Germen İmparatorlarına ve müzisyenlere ait eşyaların sergilendiği birçok koleksiyon bu müzelerde sergilenir. Viyana aynı zamanda kendine has atmosferi olan kahvehaneleriyle meşhurdur. Yüzyıllardan beri Viyanalıların hayatında mühim rol oynayan bu kahvehanelerden bazıları meşhur sanatçıların ve yazarların buluşma yeri olarak tanınmıştır.

 

Viyana tarihi

 

Roma'lılar Viyana'da

 

Avrupa kıtasının bir çok sehrinin kurulumasında olduğu gibi, Viyana'nın kuruluşu da eski Roma'lılara kadar uzanıyor. Milattan önce 1. yy'da Vindobona adında askeri bir kamp kuruldu. Şehrin göbeğinde kurulan bu kampı çevreleyen kalın bir duvar vardı ki, bugünki şehir merkezinde bulunan sokak ve caddelerin şekillenmesinde etken olmuştur. Roma İmparatorluğu'nun 4. ve 5. yy çöküşüyle birlikte, Vindobona askeri kampıda kayboldu. Bu çöküşte askeri kampta çıkan yangınların büyük bir payı vardı.

 

Erken Ortaçağ

 

5.yy'dan 9. yy'a kadar Tuna nehrinin etrafındaki yerleşimcilerin akıbeti hakkında yazılı kaynak yoktur. Fakat yapılan arkeolojik araştırmalar neticesinde, belli bir kısmın orada kaldıklarını gösteriyor. 13. yy'a kadar bu yerleşimciler kendilerini önceden inşaa edilen kalın duvarlar sayesinde dış saldırılara karşı korumuşlardır. Karolinger devrinde ise ilk kiliselerin kurulduğu tahmin ediliyor. 9. ve 10. yy ilk defa Viyana adı anılsa bile, bir şehiri gerçek manada andıran gelişmeler ve belirtiler yoktu. Ayrıca bu zamanda Macarların topraklarını genişletmek adına yaptıkları girişimler, bölge sakinlerinin başını ağırıtmaya başlattı.

 

Viyana Ortaçağda

 

Lechfeld çatışmasında (955) ve Avusturya kontluğunun Babenberg ailesi tarafından kurulmasından sonra (976) şehirin temeli kurulmuş ve kalkınma adına ilk adımlar atılmaya başlandı. Şehrin gerçek manada saygınlık kazanması Babenberg ailesinden çıkan beyler ağırlıklarını göstermesi ile ancak 12.yy'da sağlanmış oldu.

12. yy ortalarına kadar Babenberg'lerin merkezi Viyana'nın batısındaydı. 1150'de beylikler merkezini Viyana'ya taşıdılar ve ilk manastırı (St. Maria bei den Schotten) kurdular. Manastır sayesinda halkın yöneticilerine daha kolay irtibat kurabilme imkanı doğdu. Halk artık yöneticilerinden büyük hizmetler beklemeye başladı. Şehirin gelişmesinde örnek olarak Bavyeral'in başkenti Regensburg'a alında. Ortalama 40 yıl içinde Viyana bu şehiri geride bıraktı. 1200 senesinde her ortacağ-şehirinde olduğu gibi Viyana'nın da etrafına şehir duvarı örüldü. Artık sivil topluluk özel bir ayrıcalık konumuna geldi (1221). Köln şehrinden sonra Viyana Babenberg devletinin en önemli şehirleri arasına girmeyi başardı. O devirde Tuna nehrini kullananlarla Babenberg ailesi kapsamlı ve ağır bir ''uyma kılavuzu'' diretti. Ayrıca Venedig'le de çok önemli ticari anlaşmalar imzanladı. Ticaretin bu derece iyi olmasının bir başka sebebi tüccarlara verilen şartlı depolama-bekletme hakkı idi. (Stapelrecht.) Yabancı mallar Tuna nehrini geçmeden önce Viyana'lılara satışa sunulması şarttı. Ticaretten elde edilen paralarla hayat standardi yükseldi. Önemli sokaklar inşaa edildi. Şehir duvarların dışında bulunan yaşam gelişti.

 

Geç Ortacağ

 

Halkın Babenberg ailesiyle girdiği bazı çatışmaları gözardı edersek, bu devir toplum özerkliliği açısından en parlak dönem olarak kabul ediliyor. 1330'te Friedrich'in ölümüyle Babenberg'ler tacı kaybettiler ve ortalama yüz yıl sonra 2. Albert ile tekrar sahip oldular. 14. yy'da birçok değişiklik söz konusuydu. Şehrin manzarısı gotike döküldü ve 17.yy kadar bu devam etti. Aynı şekilde Viyana Evrenkenti(?) kuruldu.

Şehrin ekonomi zemini ticari ilişkilerle şarap üzerine kurulmuştu. Şarap en önemli ihracattı. Yüksek kalitede üretilen şaraplar dışarıdan ithal edilen şarapların yasaklanmasıyla, bir numaraya oturdu. Bundan Macaristan'da nasibini aldı. Gerginlik yavaş yavaş tırmanmaya başladı ve 15.yy ufak şekilde savaşlar başladı. Bu savaşlar Viyana ekonomisini derinden etkiledi. Büyük ticaret kuruluşları ile şehirde bulunan iş adamları Habsburg ailesine baskı yaptı.

Habsburg ailesi ise bu baskıya dayanamayıp kurmuş olduğu sıkı ticarı ağını gevşetmek zorunda kaldı ve 16.yy. kıral Maximilian tarafından şartşı depolama hakkını (Stapelrecht'i) yürürlükten kaldırıldı.

 

Yenicağ

 

1529'da Türkler Viyana kapılarına dayandılar ve malup oldular. Bu savaştan sonra Viyana yeniden bir yapılanmaya gitti. Ortacağ'dan kalmış eski şehir duvarları bir hayli harap olmuştu ve yeniden elden geçirildi. Örnek olarak İtalyan kale burçları alında. Yapılandırma 17.yy kadar sürdü. Şehir duvarlarının çevrisi boş bırakıldı (Glacis). Şehir duvarlarını içinde bulunan binalar barok esintisine kapılarak artık yeni bir görünüm içine girdiler.

 

18. Yüzyıl

 

Örülen yeni şehir duvarlı sayesinde İkinci Türk kuşatmasını atlatıldı. Ama şehirde bir çok bina ağır hasar gördü. Yeni bir kararla yapılanmalar şehir dışında hızlandırıldı. "Linienwall" adı altında bir diğer duvar örüldü. Bu duvar önce askeri amaçlı yapılmış olsada, sonra vergilendirmek için sınır kapısı olarak kullanıldı.

18.yy itibaren dış yerleşimde bir canlanma görüldü. Canlanma ruhani mülk sahiplerinin arazilerinin parsellenmesi sonucunda gerçekleşti. Tuna nehrinin yukarısında bulunan Augustiner-Chorherrenstift Klosterneuburg'tan esinlenen diğer yöre sakinleri oraya geldiler. Bugünki Floridsdorf veya Gaudenzdorf adları o zamanki ruhani liderlerin adlarıdır (Floridus Leeb ve Gaudenz Andreas Dunkler).

 

Mart öncesi Viyana

 

19. yy. Napolyon Bonaparte Viyana'yı kuşattıktan sonra surların bazılarını güç gösterisi olarak havaya uçurttu. Bakan Metternich (1848) ise surların yeniden yapılanmasına sıcak bakmadı. Hatta Hofburg çevresinde büyük hasar vardı. Oraya sadece büyük bir kapı yapıldı (Äußeres Burgtor).

Viyana kongresi (1814/15) ile Mart ihtilali (1848) arasındaki sürece "Mart önce"si adı verildi. Bu zaman zarfında birçok dalda yenilikler gerçekleşti. Müzikte Beethoven veya Schubert gibi klasik müziğin devleri ortaya çıktı. Edebiyat da yeşermeye başladı. Eserleriyle içtimai hayatı derinden etkileyecek olan edebiyatçilardan Franz Grillparzer ve Ferdinand Raimund bu devirin yazarlardır. Sanatta "Biedermeier" kelimesi ortaya atıldı, ve düşünceler mobilya tasarımlarına da sıçradı.

Bunun paralelinde sanayileşmeyle birlikte sosyal sorunları yaşanmaya başladı. Çocuk çalıştırma, çürük su hatları, kanalizasyon,...

14.yy'dan 18.yy. kadar Viyana'da verem salgını görüldü. 1830/31 pis su borularından dolayı kolera hastalığı patlak verdi.
1500'lü yıllarda Viyana nüfusu 20.000'di. 1754'te ise 175.000'e kadar çıktı.

 

Ringcaddesi zamanı

 

İhtilal senesi olan 1848'de geçici bir anayasa kuruldu. Bu anayasayla toprak sahiplerinin hakkı kaldırıldı. Mülkler artık devlete devredilmişti. Bununla birlikte "Linienwall" içinde bulunan yerler bölgelere ayrıldı.

Yeni bölgelendirilmeyle beraberinde şehiri çevreleyen surların yıkılması tartışmaya açıldı. Askeri kanat buna karşı çıktı. 1857'de kral Franz Joseph surların bırakılması yönünde karar aldı. Bundan sonra surların yerinde o zamanki gözde olan mimari düzen doğrultusunda meşhur yapılar yükseldi. Bugün uluslararası toplantılarda Viyana denildiğinde Ring caddesindeki yapılan o meşhur binalar akla geliyor. Bu yapılardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Şehir opera binası, müzeler, bakanlıklar, ...

Viyana görünümünü derinden etkileyen inşaat projelerinden birisi 1869/75 arası Tuna nehrinin yeniden dözenlenmesiydi. Ortacağ'dan beri Tuna nehrinin filizlenmiş olarak akması büyük sorunların yaşanmasına sebepti. Buna son noktayı koymak için yeni bir taslak hazırlandı. Bu taslağa göre Tuna nehrinin Viyana'ya girmesiyle (kuzeybatı) kazılan iki nehir yatağına ayrılacaktı. Ana yataktan gemi seferleri geçecek, diğerinden ise (Donaukanal) şehirin atık suları yönlendirilecekti. Şehrin sınırlarında ise bu dallanma tekrar ana nehir yatağında birleşecekti. Yapılan bu proje iki nehir arasında kalan bölgeye ekonomik canlılık getirdi.

19. yy içme suyu sıkıntısı çeken Viyana halkı dağlardan yeni borularla temiz su getirdiler. Artik Viyana'lılar şehirlerinin 100 km güneyinden getirilen Alplerin temiz suyunu içmeye başladılar. Bütün tedbirlere rağmen tuberkiloz'un (veremin) önüne geçilemedi "morbus Viennensis".

 

Şehrin 1850'den sonra durumu

 

Şehirde artık toplu taşıtların hayata geçirilmesi şartdı. İlk olarak şehir tranvayı (Stadtbahn) şehirin içinde ve etraflarında hizmet verdi. Dönemin başında buharla çalışan şehir tranvayı, 20. yy. elektrikle çalışmaya başladı.

Genel olarak 19.yy ikinci yarısından itibaren inşaat sektörü canlandı. O devirde kiraci ve ev sahipleri arasında büyük anlaşmazsızlıklar vardı. Tipik bir daireye geçitten girildiğinde önce mutfağa geliniyordu. Mutfakta ne su, ne banyo, ne de tuvalet bağlantıları vardı. Su almak için dairenin dışında bulunan lavaboya (Bassena, Italyanca: Bacino'ya) gitmek gerekiyordu. Yüksek kiralar insanların aklını başından almıştı. Bundan dolayı "Bettgeher"(=yatağa giden) kelimesi türedi. Kişi 1-2 gece kaldıktan sonra gidiyordu.

Şehir yönetimi kolları sıvayıp, yeni projeler üretmeye başladı. İnşaat, eğitim gibi konulara ağırlık verildi. Bununla birlikte 1907'de erkeklere, 1919'da ise bayanlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.

 

Büyük bir imparatorluğun merkezinden ufak bir ülkenin başkentine

 

1. Dünya Savaşının bitmesiyle birlikte, monarşininde de sonu geldi. Viyana'nın Avusturya'yla kıyaslanışında Wasserkopf (=su başı) olarak adlandırıldı. Çünkü bu merkezde bütün halk toplanıyor ve bunun getirdiği birde hükümlülükler söz konusuydu. Koskocaman bir imparatorluğun merkezi artık ufak bir ülkenin başkentiydi.

 

Irkçılık ve 2. Dünya Savası

 

Faşist olan Almanya ve İtalya arasında kalan Avusturya, bu iki ülkenin siyasi ve ekonomik baskılarına dayanamayıp, 1938 Mart'ında Hitler-Almanya'sına dirençsiz teslim oldu. Hitler ilk Viyana ziyaretinde buraya yeni bir düzen getireceklerini vaad etmiş. İşsizlik gibi vatandaşı yakından ilgilendiren sorunlara çare bulacağını söyledi. Vaadinin altında yatan ise yahudi ırkının kökünü kurutmaktı. Bunun için Kasım 1938'de (Reichskristallnacht) bütün sinagoklar ve yahudi mağazalar ateşe verilip yağmalandı.

Hitler'in Viyana'ya girmesiyle coğrafik düzen tümüyle bozuldu. 21 bölgesi olan Viyana'nın, birden 26'ya yükseldi. İkinci Dünya Savaşıyla birlikte açlık ve sefalet günleri yine kapıya gelmişti. 1945'in Nisan ayında savaşın sona ermesini halk sevinçle karşılandı.

 

Savaş sonrası

 

Savaşın sona ermesinden bir kaç gün sonra geçici bir yönetim kuruldu. Şehirin hali korkunçtu. Her evin ortalama yarısı bombalar esnasında yıkılmıştı. 87.000 daire yaşanılmaz haldeydi. 3.000 bomba hunisi sayılmıştı. Köprüler yıkılmış, su ve elektrik sistemleri alt üst edilmişti. Durum böyle iken, öncelikle temel sorunların çözülmesi yönünde ortak karar alındı. Siyasi kanatta aynı sorunlar yaşandı. Müttefik birlikler Viyana'yı dört bölgeye böldüler. Bir bölgeden diğerine geçmek ancak vizeyle olabiliyordu.

1945'in sonlarına doğru belediye seçimleri yapıldı ve artık demokrasinin temelleri tekrar yerleştirildi. 100 milletvekili seçildi, bunlardan 58'i sosyalist, 36'i halk parti ve 6'i komunist partisine mensuptu. Bundan sonra Viyana'yı tekrar ufaltmak için harekete geçildi. Bölge sayısı 26'dan 23'e indirildi.

1 sene sonra 15 Mayıs 1955'te devlet anlaşması ile birlikte Avusturya özlediği hürriyetine kavuştu.
Marshall yardımları sayesinde ekonomi yeniden canlandı...

]
 
 
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=